Doç. Dr. Kerem Can Yılmaz
Doç. Dr. Kerem Can Yılmaz
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Tanıyı kabullenme ve tedavi

Kalp hastalıkları içinde kronik hastalık dendiğinde akla gelen ilk hastalıklar hipertansiyon (yüksek tansiyon), koroner arter hastalığı (kalp damar tıkanıklığı), kalp yetmezliğidir. Aynı zamanda bunlar poliklinikte en sık tanı koyduğumuz hastalıklardır. Hipertansiyon ve kalp damar tıkanıklığı çoğunlukla 40 yaş üzerinde tanı alırken kalp yetmezliği çoğunlukla daha geç yaşlarda tanı alır. Ancak bazen 40 yaşın altında da kronik hastalık tanısı koyulabiliyor. Bu tür durumlarda ilaç tedavisi ömür boyu olacağından hastalar hastalığı kabullenme veya ilaç kullanma gerekliliğini sorgulayabiliyor. Bunu kısa örneklerle açıklamaya çalışacağım.

Ağrı ve şikâyet etme eşiği hastadan hastaya değişir. Hastaların 4’te 1’i haberi olmadan veya hafif semptomlarla kalp krizi geçirir. Genelde rutin kontrolde hastanın kalp krizi geçirdiği anlaşılır. Hasta geçmişe gittiğinde birkaç gün göğsünün çok ağrıdığını ama bu ağrının uzun yol sonrası yorgunluktan veya bir klimaya maruz kaldıktan sonra olduğunu düşündüğünü söyler. Bu yüzden acile gitmediğini ve doktora başvurmadığından bahseder. Bazı kalp krizi tiplerinde mide ağrısı ile beraber bulantı kusma olabilir, bu tür durumları da hasta basit bir mide sorunu olarak görebilir. Ancak hastanın aklına bunun daha ciddi bir sorun olabileceği gelmez, kalp krizi olabileceğini aklının köşesinden geçirmez. Çünkü kimse genç yaşta kalp krizi tanısını kendine konduramaz. Maalesef bazı hastalar genetik olarak daha şanssızdırlar. Özellikle ailede tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp damar tıkanıklığı olan durumlarda, aile bireylerinin de bu hastalıklardan birinin hem olma olasılığı hem de daha genç yaşta görülme olasılığı artar.

Başka bir hastalıktan örnek verelim. Aranızda iş yerinde çalışma stresi içinde baş ve boyun ağrıları olanlar vardır. Bu durumda basit bir kas tutulması veya iş stresine bağlı baş ağrısı oldu diye düşünülebilir. Ancak bu hipertansiyonun da ilk belirtisi olabilir ve zamanla yüksek tansiyona vücut alıştığı için şikâyetler sonradan daha silik hale gelebilir. Sizin şikâyetinizin olmaması yüksek tansiyonun vücuda zarar vermediği anlamına gelmez. Daha önceki yazımda tansiyonun vücuda verdiği zararlardan bahsetmiştim. Basit bir baş ağrısı ile kendini gösterebileceğinden öncelikle hastanın bundan şüphelenip tansiyon ölçümü yaptırması gerekir. Ancak genç yaşta hastalar kendilerinde tansiyon hastalığı olup olmadığının akıllarının ucundan geçirmediğinden tanı gecikir ve bazı istenmeyen durumlar meydana gelebilir. Vücuttan alınan en ufak sinyal en azından birkaç gün veya hafta sebat ediyorsa mutlaka uzman doktordan görüş alınmalıdır. Bu hastalık bende olmaz demeden önlem alınırsa olabilecek olumsuz olayların önüne geçilebilir. Hastalık tanısı alındıktan sonraysa hastalar genellikle buna bir bahane bulmaya çalışır. Yukarıda örnek verdiğim ara ara başı ağrıyan genç bir hastaya “sizin hipertansiyonunuz var, ilaç kullanmanız gerekli” dediğinizde mutlaka size iş yerinde stresten olduğunu, uyku sorunu olduğunu veya sadece asabi tansiyonu olduğunu söyleyecektir. Bunlar tabi ki etkendir ancak tansiyon kalp duvarında kalınlaşma yaptıysa veya 24 saatlik tansiyon holterinde gündüz ve gece ortalamaları yüksek çıktıysa ilaç başlama zamanı gelmiş demektir. Tansiyon ilaçları ömür boyu kullanıldığından hastaların tanıyı kabullenmesi ve buna göre hayat tarzı değişikliği yapması biraz zaman almaktadır. Tuz kısıtlaması, düzenli egzersiz, kilo verilmesi, sigaranın bırakılması gibi değişiklikler de tedavinin birer parçasıdır.

Bu nedenle hekim hasta ilişkisinde hastanın hekime güvenmesi ve hekimin yönlendirmelerine uyulması önemlidir. Hastalar yaşları ne kadar genç olursa olsun tanı konulduktan sonra yapılacak ilaç ve ilaç dışı tedavilerin kendi faydasına olacağını unutmamalılardır. Tanıyı kabullenip gerekeni yapmaları daha konforlu ve daha az sağlık sorunuyla geçirecekleri bir hayat sağlayacaktır. Herkese sağlıklı günler dilerim.

YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X