Prof. Dr. İbrahim AK
Prof. Dr. İbrahim AK
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Neden organik/ekolojik tarım?

Dünya’da insan nüfusu diğer canlılar aleyhine sürekli artış gösterirken, insanın neden olduğu olumsuz faktörler ekolojik dengeyi bozmakta, milyonlarca yıllık doğal seleksiyon sonucu günümüze kadar ulaşan birçok bitki ve hayvan türü her geçen gün azalırken, bazı türler ise yok olmaktadır. Aşırı kirlenme Dünya’nın geleceğini tehdit etmekte ve canlılar için gün geçtikçe yaşanması daha zor bir hale dönüştürmektedir.

Dünya nüfusunun hızla artması ile diğer gereksinimler yanında, insanların gıda gereksinimleri de artmaktadır. Tarımsal üretim alanlarının sınırlı olması nedeniyle artan gıda gereksiniminin karşılanması için birim alandan ya da birim hayvandan en yüksek düzeyde verim alınmaya çalışılmaktadır. Nitekim, özellikle 1960’lı yıllarda başlatılan ve adına kısaca “Yeşil Devrim” denilen yoğun tarım üretim teknikleri ile verimde yüzde 100’ü aşan artışlar sağlanmış, üretimdeki bu patlama yüzyılın en önemli teknolojik başarılarından biri kabul edilmiştir.

Ancak, yoğun üretim teknikleri eko sistemin hızlı bir şekilde bozulmasına neden olduğu için, sürdürülemeyecek bir gelişmenin de eşiğine gelinmiştir. Toprak, hava ve su kirlenmiş, verimi artırmak ve üretim maliyetlerini düşürmek için bitkisel üretimde çeşitli kimyasal ilaçlar ve gübreler kullanılarak üretilen gıdalar, hayvansal üretimde hormonlar, antibiyotikler ve mezbaha artıklarının kullanımı insanlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olmaya başlamıştır. Uzun yıllar insanların ilgisini çekmeyen ve bilim dünyasında geri planda kalan ekoloji, 20. yüzyılın sonlarına doğru nüfus patlaması, besin kıtlığı ve çevre kirliliği gibi sorunların etkisi ile günümüzde en önemli bilim dallarından birisi haline gelmiştir. Yaşanan çevre felaketleri nedeniyle 100 yıl önce önemsiz bir bilim dalı gibi görülen ekoloji, günümüzde en önemli bilim dallarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle yaşanan olaylar gezegenimizde sürdürülebilir bir yaşam için 21. yüzyılın ekoloji yüzyılı olacağını göstermektedir.

Bu gezegende, havayı, suyu, toprağı kirletmeden, erozyonu, aşırı sulamaya bağlı toprakta tuzlanma ve diğer hastalık ve zararlıların etkisini en aza indirecek tarım teknolojilerinin geliştirilmesine her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Doğa ile dost bu yeni üretim modeli organik tarım olarak adlandırılmaktadır. Organik tarım; doğanın dengesini korumak amacıyla bitkisel ve hayvansal üretimi uygun ekolojilerde, kültürel tedbirler, biyolojik mücadele ve doğal gübreleme yoluyla gerçekleştiren, üretimde miktardan çok sağlık ve kaliteyi esas alan, doğa ile savaşmak yerine doğa ile uyumlu bir üretimi hedefleyen, her aşaması kontrollü bir üretim şeklidir.

Organik tarım, insan, çevre ve ekonomik olarak sürdürülebilir tarımsal üretim sistemini bütünleştiren bir yaklaşımdır. Sistemin amacı doğal kaynakları korumak, hastalık ve zararlılardan arınmış bitkisel ve hayvansal ürünler üretmektir. Bu üretim sisteminde bitkilerde kimyasal gübre ve pestisit, hayvansal üretimde hormon ve antibiyotik gibi girdilerin kullanımına büyük sınırlamalar getirilmektedir. Ürün çeşitlemesi temel kurallardan biri olup, amaç çevreyi ve eko sistemi korumaktır. Kimyasal kalıntı içermeyen kaliteli tarım ürünü üretmeyi, kimyasal gübre ve tarım ilacı kullanımından kaçınan çevreyle dost üretim yöntemini geliştirmeyi ve toprak verimliliğini koruyacak üretim tekniklerini kullanmayı amaçlayan bu üretim yöntemi ülkelere göre ekolojik, organik, biyolojik, bio-dinamik, alternatif, doğal, yenilebilir ya da sürdürülebilir tarım olarak ta adlandırılmaktadır.

Dünya’da yoğun tarımın neden olduğu çevre ve sağlık sorunları nedeniyle gelişmiş ülkelerde organik tarım alanlarında, üretim ve tüketim miktarlarında önemli artışlar sağlanmıştır. AB Yeşil Mutabakatı ile AB ülkelerinde tarımsal kaynaklı karbon ve su ayak izinin azaltılması için 2030 yılına kadar toplam tarım alanlarının en az yüzde 25’inde organik tarım yapılması hedeflenmektedir. Avusturya gibi AB ülkeleri şimdiden bu hedefe ulaşmıştır. Ülkemizde organik tarım alanlarının 2030 yılına kadar en az yüzde 25 düzeyine çıkarılması AB başta olmak üzere, üçüncü ülkelere ihracatımızda rekabetçiliğin korunması ve güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Ülkemizde organik tarım AB ülkelerinin talebi ile ilk 1984 yılında başlamış, yıllar itibariyle üretici sayısı, üretim alanı, üretim miktarı ve ürün çeşidinde artış sağlanmış olmakla birlikte günümüzde organik tarım alanlarının toplam tarım alanı içerisindeki payı maalesef hala yüzde 2’nin altındadır.

Ülkemizde organik tarım daha çok bitkisel ürünlerde ve ihracata dayalı gelişme göstermiştir. Ülkedeki bazı hayvan hastalıkları nedeniyle ihracatta sorunlar bulunması, tüketici bilinci ve alım gücünün düşük olması nedeniyle organik tarımda hayvansal üretim düzeyi çok daha düşük düzeyde kalmıştır. Ülkemizde organik hayvansal ürünlerde en yüksek üretim yumurta ve bal gibi ürünlerde olup, toplam üretim içerisindeki payları yine de yüzde 1’in altındadır. Organik et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri üretim ve tüketim düzeyi ise yüzde 0.1’in altında olup, ülkenin üretim potansiyeli ve nüfusu dikkate alındığında üretim ve tüketim yok denecek kadar azdır.

Danimarka ve İsviçre gibi AB ülkelerinde organik ürünlere yılda kişi başı yaklaşık 300 euro harcama yapılırken, ülkemizde bu miktar sadece 1 euro’dur. Bu nedenle çevre ve insan sağlığının korunması açısından ülkemizde organik tarımın yaygınlaştırılması, üretim ve tüketimin artırılması gerekmektedir. Kimyasal kalıntı içermeyen organik gıdalar özellikle hamileler, bebekler, çocuklar ve bağışıklık sistemi düşük hastaların beslenmesinde büyük önem ve öncelik taşıdığı için ülkemizde organik ürünlerin üretimi ve tüketiminin artırılması gerekmektedir.

Aksi takdirde organik tarımda üretim ve tüketimi artırmak için gerekli görmediğimiz desteğin bedelini; kirlenen çevre, azalan biyoçeşitlilik, bozulan sağlımız ve yok olan geleceğimizle ödemek zorunda kalabiliriz.

YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X